7 Eylül 2009 Pazartesi

ELİF ŞAFAK'TAN GÜZEL BİR YAZI...EVLİLİK ÜZERİNE...


Elif Şafak
Gül bahçesi evlilik


Çoğu evli insanın zihninin çekmecesinde sakladığı bir defteri vardır. Muhasebe ve muharebe defteri! Tüm hatalar ve ihmaller, kusurlar ve eksikler satır satır oraya yazılır. Bakkal defterinden beterdir, evli çiftlerin gizli defterleri. Hırpalanmış, sararmış sayfalar. Bir gün açığa çıkmayı bekleyen kargacık burgacık ve çapraşık notlar.
İnsanlığın icat ettiği en zor kurumdur evlilik. Aksini söyleyenlere sevecenlikle gülümse, ama sakın inanma. Kırmızı-pembe bir gül bahçesidir ya evlilik, goncası kadar dikeni de boldur. Unutursan bunu, anında hatırlatır; dikenlerini batırıverir parmağına. Ve sen bu kadar uysal ve yumuşak, doğal ve parlak görünen bir bahçenin nasıl olup da böyle sivri ve sert, gölgeli ve köşeli çıkabildiğine hayret edersin içten içe. Öğrenirsin. Öyle ya da böyle, er ya da geç, kurallarını öğretir evlilik. Gül bahçesini gördüğü halde ortada hiç diken yokmuş gibi gülümseyenler, bu kurumu gereğinden fazla cicileştirip romantikleştirenler, ya "taze evliler"dir, ya da "gönüllü gafiller".
Bir labirent şeklinde inşa edilmiştir gül bahçesi. İç içe dönemeçler, çıkmaz sokaklar, beklenmedik sapaklar.... bilmece içinde bilmece... Saptığın her yol seni labirentin daha da içine sokar. Merkezine. Göbeğine. Öyle bir hâl alır ki en nihayetinde, bu labirente ne zaman ve nasıl girdiğini bile hatırlamaz olur; geri dönüş yollarını hepten yitirip kaybolursun. Bu arada "eski sen" en bekâr, en genç ve toy halinle labirentin dışında bir duvar dibinde sessizce bekler. Elinde solmuş beyaz çiçekler. Yüzünde mahzun bir ifade. Bekler ki hatırlayasın. Bekler ki geri dönesin. Bekler ama nafile....
Zira "dış dünya" diye bir ihtimal artık kalmamıştır labirentin içindekine.
İnsanlığın icat ettiği en karmaşık kurumdur evlilik. İpte canbazlıktır. Elinde mavi kurdelalı sırık, ince bir ip üstünde dengede durmaya gayret ederek yürürsün adım adım. Hem böyle boncuk boncuk ter içinde dengede durmaya çalışmak hem de etrafa bir şey çaktırmamak zordur ki, hem de nasıl. İdare etmek sanatı üzerine kuruludur evlilik. Kadın erkeği, erkek kadını, gelin kaynanayı, görümce görümceyi, aktörler aktörleri... idare eder. Tavizler, dengeler, sessiz sitemler. Birikmiş ama dışa vurulmamış öfkeler. Kabuk tutmuş yaralar. Azıcık kaldırsan kabuğun ucunu, tazeymiş gibi hemen kanar. İnce diplomasi, hassas terazi....
Bir gram kadının kefesine koyunca anında bir gram daha koymak lâzım erkeğin kefesine. Mutfakta yemek yapmak için kullanılan tüy gibi teraziler bile evliliğin terazisi kadar hassas değildir. Orada mikroorganizma günahlar tartılır.
Çoğu evli insanın zihninin çekmecesinde sakladığı bir defteri vardır. Muhasebe ve muharebe defteri! Tüm hatalar ve ihmaller, kusurlar ve eksikler satır satır oraya yazılır. Bakkal defterinden beterdir, evli çiftlerin gizli defterleri. Hırpalanmış, sararmış sayfalar. Bir gün açığa çıkmayı bekleyen kargacık burgacık ve çapraşık notlar. Öyle zamanlar vardır ki dişe diş, göze gözdür evlilik. Hamurabi yasaları. "Madem sen bana bunu dedin, ben de sana şunu derim...." Beş gram bu kefeye, beş gram ötekine. "Sen benim annemi istemezsen ben de seninkini ötelerim..."
Evli olan bizler biliriz tüm bu ince ayarları. Bilir ama ne tuhaftır ki, bilmezden geliriz. Etrafımızdaki her bekâr kadın ve her bekâr erkeğe ısrarla evlilik propagandası yapar, illâ ki bir an evvel onların da başını bağlamak isteriz. Zaman zaman işi iyice abartır; açık açık baskıda bulunuruz. "Ee yetti ama, sana da birini bulalım artık...." Kaçınılmaz sondur: Bekâr birinin varlığı etrafındaki evlilere dert olur. Hiçbir bekâr insanın, böyle bir heyecan, azim ve tutkuyla kalkıp da, evli bir arkadaşının evliliğini sonlandırmak için uğraştığı görülmemiştir. Halbuki evli çiftler nedense bekâr arkadaşlarını bir an evvel evlilik labirentine sokmayı üzerlerine vazife bilir. Adeta bekârlık denilen şey toplum ve çevre tarafından sonlandırılması gereken bir çocukluk hastalığıdır. Kabakulak ya da kızamık gibi bir şey... Hani bir dönem yakalanabilirsin. Normaldir. Ama bir an evvel iyileşsen iyi edersin....
Herkesin çiftler halinde dolaştığı, ilişkilerin kurumsallaştığı ortamlarda bekâr biri mızıkçının teki, düpedüz oyunbozucudur. Bu yüzdendir ki evli çifler gönüllü çöpçatanlık büroları gibi çalışır. Komisyonsuz, bedelsiz haftada yedi gün, günde 24 saat, etraflarına hizmet verirler. Hele öyleleri vardır ki işi gücü bırakır, hangi bekâr arkadaşını hangi bekâr arkadaşıyla tanıştıracağının çetelelerini tutar. Çevreyi genişletmek adayların sayısını artırır. Sırf bu yüzden kolay kolay arkadaşlık etmeyeceği insanlarla canciğer kuzu sarması takılanlar vardır. Beğenilen bir aday çıkarsa hemen bekâr dosta haber verilir. "Biriyle tanıştık, harika, muhakkak tanımalısın...." Beriki yazık, "Gidin işinize kimseyle tanışamam, hem ben hayatımdan memnunum" diye bekârlığını savunmaya çalışır. Başaramaz. Mizansenler yapılır. Yemekler ayarlanır. Yapay randevular. İte kaka. İte kaka. Yeter ki bozulmasın gül bahçesinin itibarı. Kimse kalmasın duvarların dışında... Oyundur ya, herkes bilir oyun olduğunu, gene de işte hevesle oynanır. Bu toplumda bekârlar özenle ayıklanıp tek tek avlanılır. Çocukluk hastalıkları geçmek zorundadır. Su çiçeğinden geriye en fazla belli belirsiz bir iz kalır.
Elimizde fenerler, yürüyoruz gül bahçesinin içinde. Her şeye rağmen şikâyetçi değiliz. Artısı eksisinden fazla. Gül bahçesi ne de olsa. Güzel manzara, hoş rayiha. Gene de bazen aklımıza esiveriyor. Efsanevi aşklar yaşamak istiyoruz içten içe. Rapunzel'in saçlarından büyülü kuleye tırmanmak ya da beyaz atlı prensin atının terkisine atlayıp doludizgin gitmek istiyoruz belirsizliğe. Mutfakta tencere yemekleri yaparken, gözlerimizi kapatıp hayaller kuruyoruz. Dolmalarımıza pirinç ve tuz kadar içimizde ukte kalan aşkları da dolduruyoruz. Akşam kocalarımız eve gelince "Eline sağlık hanım" diyor. "Ne var bunun içinde?" Gülümsüyoruz. Hayallerimizi kurumasınlar diye buzdolabı poşetlerine koyuyor, ağızlarını sıkı sıkı kapatıyoruz. Taze taze bekliyorlar buzluklarımızda.... Donmuş donmuş bekliyorlar.
Çelişkiler yumağı insan... çelişkiler yumağı her evlilik....
Bilmem ki buralardan geçip de dikeni de gülü de aynı anda hissetmeyen var mıdır bu kırmızı-pembe bahçede?

10 yorum:

devenin_bale_papucu dedi ki...

yazılarına yorum bırakamasam da okuyorum..ama neden sen kendi yazılarını yayınlamıyorsun ki? Bence çok daha iyi olur:)

Sevgiler saygılar...

karakalem dedi ki...

Yazı edebi ve serzeniş açısından olumlu fakat netice açısından olumsuz. Zira evliliğin değil insanlardaki anlayışın suçudur bahsedilen zıtlıklar, kırılmalar. Evliliği bu kadar yerin dibine sokacak havada yazı yaznması Elif Şafak'ın hayatttan umudunu kestiğine yorarım kaldı ki bir de evlat sahibi .Yani evladı bekar ama evli bekar yaşasa çok daha mı anlayışla karşılayacak. Evlilik yer yüzündeki en güzel sosyal olgudur. Ama siz alır bunu salt kaprislerin yuvası havasında gösterir, inasnların Hz Allah'tan, Hz Peygamber'den ve ahlaktan uzaklaştığından bahsetmezseniz ucu açık kalır. Allah korkusunu içine sindirmiş her iki insanda evliliğin tadını alır, hayırlı evlatlar yetiştirir ama maalesef her kurumda olduğu gibi evliliktede dini ahlaktan bahsedince veremliymişsiniz muamelesi yaşıyorsunuz. AA ne alaka canım bunun dinle ne ilgisi var" tadında. Her şeyin dinle alakası vardır ama bir tek bu devrin insanlarının alakası pek yok.. Bekarları evlendirmek istemek kadar doğal bir şey yok zira adam gibi bekar yaşamak isteyen yok şimdiki genç nesilde, kendi tabirleriyle "manita dan manitaya atlıyorlar".. Açıkcası müslüman bir nesil yetişsin isteniyorsa bunun yolu evlenmeden geçer. Ve evlilik yanındayım, Elif Şafak hanım'ı bu tip yazıları çoğalttığından beri okumuyorum zira altı boş, ve sadece kendi tecrübeleri olmadı bir kaç sosyetik arkadaşının tecrübeleriyle yazıyor.. Evlilik güzel, eşine güzel davranmak güzeller güzelidir...

bahar gelsin dedi ki...

sağ ol devenin bale pabucu
ama bu ara ekimin ikinci haftasına kadar sıkışığım yazıya konsantre olamıyorum çıkarsa zaten yayınlıyorum ama çıkmazsa beğendiklerimden sunayım diyorum
ilgine teşekkürler

bahar gelsin dedi ki...

sevgili karakalem aslında çok önemli bir noktaya parmak basmışsınız bence de evlilk güzel ve ahirete bakışla devamı ve iyiliği sağlanabilir bir kurum
ben de bekar kalmasın ALLAH diye uğraşanlardan biriyimdir ama yazıyı okuyunca çokça haklılık payı da buldum
belki kadınca bir bakıştır siz erkekler herşeye mantıkla yaklaşıyorsunuz ve söylediğinizin hepsi doğru
ama bir de empati yapın kadınlarla hiç mi doğru cümle yok yazıda:)))

SerpiL dedi ki...

yazan kişinin yaşadığı tecrübede önemli bence.neden böyle bir yazı yazdı ne yaşadıki.herkeze göre farklıdır bu durum kimi evliliği çok güzel kimi çok kötü bişeymiş gibi yazabilir.onun için ben okurken o açıdan yaklaştım

bahar gelsin dedi ki...

evet serpil hakikati herkes kendi penceresinden görür
hatta evlilik konusunda o gün pencerenizi hangi duyguyla açarsanız onu görürsünüz yani aynı kişi farklı duygular yaşayabilir her gün evlilik konusundaki bakışı duruşu değişmese bile duygusu gelgitler yaşayabilir bence
katkınız için teşekkürler

karakalem dedi ki...

Kadınların yerinde olsam bu devir deki pek çok erkekle evlenmem. Nedeni: İnançlı olanların dahi bir çoğunda eşine ev işinde çocuk bakımında yada herhangi bir sorunda kolay kolay yardımcı olmamaları, kaçıyorlar kaçıyoruz. Halbuki Hz Resululllah Efendimiz (s.a.v)eşleri ile şakalaşmış, onlara yardım etmiş, istişare yapmış yani hayatın içinde denk tutmuş.. Fakat biz erkekler bu konuda pek konuşmuyoruz. Halbuki İslam'da kadının değeri öyle sağlam ve güzel ki, yaşayabilen yaşatabilen, evliliğini pamuklar içinde korur, kocasına en vefakar leyla, kocasıda en sadık mecnun olur.. Ama işte iş yine dini eğitimde, ailede ve maalesef erkek zihniyetinde bitiyor.. Elif Şafak'ın yazısında itirazım değerlendirmenin eksik olan kısmınaydı, yoksa kadınlar evlilikte en çok horlanan kimseler...

bahar gelsin dedi ki...

sağolun karakalem hay Allah razı olsun sizden ne güzel yazmışsınız
bir tanıdığım karısına her gün islamda erkeğin haklarını okurdu secde edilecek biri olsaydı falan...sonra adama kızları kadının hakları ile ilgli bir kitap aldı ve adam zaten çok iyi bildiği bu kitabı sesli okumadı ama en azından erkek haklarını okumaktan vazgeçti zaten ALLAH ona 3 kız vermişti:))
bu kadar sahici bir eleştiri getirdiğniz için öncelikle bir kadın olarak teşekkür ederim

zanzara dedi ki...

hmmm herkes uzun uzun yazmış.tedirgin oldum bak şimdi.ben sadece "çok güzel bi yazı"diycektim ya.sayılır mı?:)

bahar gelsin dedi ki...

hımmm
peki sayılsın bakalım zanzara bay
henüz bu konuda tecrübesiz olmanızı mazeret kabul edelim:)))

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin