20 Aralık 2009 Pazar

Sen yoktun ben yalnız kalmayı öğrendim Kaybolmuş bir dilin sözcükleri gibi,Köksüz, bağsız durmayı öğrendim..



Herkesi yeni yıl heyecanı sarmışken blog alemi de muhasebesini yapmakta.Önümüzdeki günlerde ben de külahımı önüme koyup sesli düşünme denemelerine gireceğim kısmet olursa.Bu gün benim için yılın şarkısı olabilecek bir melodi var huzurlarınızda.Bir de şarkının güzel sözleri...

Resim mi? Göksu parkında sürekli yağan yağmurun altında yerin göğün suyun bulutun gri tonuna aldırmadan gezen yalnız,dik başlı, mağrur ve çirkin bir ördek var...Bazen diyorum kendime, onun kadar bile olamıyorsun...Geçmişin elemleri, geleceğin endişeleri arasında salınıp duruyor, anı kaçırıyorsun...An'ların dolu dolu yaşanacağı bir hayat dilerim hepinize... 

Gittin, kanadı kırık kuştum
Sustum, sözlerine küstüm
Hani kırılırsın siyaha
Nöbet nöbet geceler boyunca,
Dün güne dize gelince,
Yürek acılara doyunca,
O tez dönüsün gec olunca,
Kendime tahammülü öğrendim..
Kördüm, bilendim, seni unutmayı öğrendim..
Sen yoktun ben yalnız kalmayı öğrendim,
Acıya duvar gibi durmayı ögrendim,
Kaybolmuş bir dilin sözcükleri gibi,
Köksüz, bağsız durmayı öğrendim..
Vazgectiysen hep sağnak yağışlarımdan,
Vazgectiysen bitmek bilmez kışlarımdan,
Korkma kimseye ödenecek borcum yok,
Yok saymayı ben senden öğrendim..


müzik - funda arar senden öğrendim

BİR NOT:

SİZİ SERİNSELVİ.COM ADRESİNDE FAALİYET GÖSTEREN EDEBİYAT SİTESİNE DAVET EDİYORUM. BENİM İÇİN GÜZEL BİR SÜPRİZ OLDU. SEVGİLİ YAZARIM SADIK YALSIZUÇANLAR'LA AYNI SAYIDA BİR YAZIMIN YAYINLANMASI BENİ ONORE ETTİ.SİTE YÖNETİCİLERİNE TEŞEKKÜR EDİYOR, BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUM.


6 yorum:

öykü dedi ki...

Sarkı guzel
yazı guzel
cok sey dusunduruyr ınsana...
sevgılerımle.

bahar gelsin dedi ki...

benden de sevgiler öykü...güzel günler temennsiyle...

dertsiz_coban dedi ki...

Bu yazıyı okurken winampta da bu şarkı çalıyordu. Bu şarkının da benim için ayrı bir önemi var. Bu şarkıyı özel olarak bana dinleten biri var. Tamam şarkı çok güzel. Özellikle bayanlar tarafından bakıldığında duygularını dile döküyor belki. Peki karşı taraftan bakarsak?Yani giden ya da gitmeyi düşünen kişi ne düşünüyordur acaba? Gittiyse ya da gitmeyi düşünüyorsa neden olabilir acaba? Madem karşı tarafın kanadıydı o kanadı kim kırdı, neden kırdı, nasıl kırdı?

Karşı tarafın tez dönüşlerine alışmış ve yine tez dönmesini bekliyor. Gelmeyince de her şey bitiyor. Bu kadar basit yani. Tez dönüş olmuyorsa belki karşı tarafta çok kırılmış ve yorulmuş olamaz mı? Her tartışmada her kırgınlıkta adım atan çaba harcayan kişi olmaktan yorulmuş olamaz mı? Birinci taraf kendine tahammülü öğrenme yerine karşı tarafa tahammülü öğrenmeye çalışsa, adım atmayı denese, karşı tarafın gözüyle bakmayı denese nasıl olur acaba? Köksüz bağsız durma yerine köküne bağına sahip çıksa ona sarılsa, sağanak yağışlarına ara verse arada bir güneşi gösterse, arada bir ilkbaharı, yazı yaşatsa daha iyi olmaz mı?

Bence her ilişkide insanlar karşı taraftan ne alırım ne kopartırım demeden önce ne veririm ne katarım diye düşünmeli. İlişkiler almak üzerine değil vermek üzerine kurulmalı. Karşılık beklemeden, her işte her zaman yapabileceğinin en iyisini vermeye çalışmalı. Bu düşünce tek taraflı ise o tarafta bir gün gelir yorulur ve inceldiği yerden kopsun derse onları bir arada tutan son bağ da kopmuş olur. Kaçınılmaz sona doğru hızlı bir gidiş başlar.

Bütün tartışmalarda her iki tarafında kendine göre haklı sebepleri vardır mutlaka. Ama bence haklı olmaktan daha önemlisi mutlu olmaktır. Ya siz? Haklı olmayı mı mutlu olmayı mı istersiniz?

bahar gelsin dedi ki...

evet dertsiz çoban özellikle "İlişkiler almak üzerine değil vermek üzerine kurulmalı" cümlene katılıyorum
ama yüksünmeden vermek tahammül mülkünün artması sanırım ancak aşkla sağlanabilyor aşk ise her zaman her ilişkide karşılıklı olarak kesişemiyor Bu durum zamanla insanı yoruyor aşkın varlığı ile yaptığının farkına varamayacağın fedakarlıklar gözüne dizine dursun moduna geçebiliyor keşke herkes aşkla ilşkiye başlasa ve aşkı korumayı kalıcı bir sevgiye dönüştürmeyi becerebilse ama çok da olabilen bir durum değil
olaya bir erkeğin gözünden bakıp empati yapabilme şansı vermenizden dolayı teşekkür ediyorum
lakn çetrefilli bir durum...aşk mı gerçek hayat mı derseniz hayattan yana kullanacağım oyumu
mutlu olmak mı haklı olmak mı drseniz de mutlu olmayı seçerim kağıt üzerinde lakin realitede haklı çıkmak için çabaladığım çok olur maalesaf bayağı bir gözyaşından sonra niye mutlu olmayı seçmiyorum inatlaşıyorum dye kızarım kendime ama nafile
insan yedisinde ne ise yetmişinde de oymuş bu da bir hadismiş
galiba bu tercihi yapmada en fazla rolu kişiliğimiz oynuyor eeee olayları da kader belirliyor gördüğünüz gibi bize bir suç kalmadı:))

papuç dedi ki...

öncelikle amin diyeyim iyi dileklerin için...

sonracığıma şarkı sözleri çok hoşmuş :)

3.sü yorumları okudum da ben de sana katılıyorum aşk mının karşısına koyulabilecek karma duyguları barındıran kocaman hayat varsa ben de onu seçerim..Aşk güzeldir ama herşeyi göze almaya değer mi bilemiyorum (ki özellikle zamanımız için söylüyorum bunu erken tüketir olduk herşeyi onun için aşk için herşeyi göze almak cesaret işidir) diye düşünüyorum...Eskilerden kitaplarda şiirlerde kalan aşk olsaydı belki de herşey göze aloınabilirdi ama şimdi hiçç sanmıyorum...

anı yaşamaya sıra gelince bunu yapmalıyız ertelememeliyiz hiç bişeyi(isteklerimizden bahsediyorum ) 60 yaşında bi halam var bana dediki:'' bu yaşıma kadar kendimi eşime adadım sonrasında çocuklarıma adadım ,şimdi anlıyorum ki yaptıklarımın hiç bir değeri yokmuş ,kimseye yaranamadım '' bu belki fazla bunalımda söylenmiş sözler ama gerçeklik payı da yok değil ....

Sevgiler...

bahar gelsin dedi ki...

hoşgeldin sevgili pabuç
halan doğru söylüyor ama insanın 60 yaşından önce aklı başına gelmiyor sanırım teyzem de bana demişti evim kocam çocuklar deyip koştum uğraştım koca bir hiçmiş hepsi keşke hep ibadetimi tam yapıp Allah'a adanmış bir ömür yaşasaydım.

ben de hergün bu kadar fedakar olmayacağım her şeyi üstlenmeyeceğim şahsi kalbi gelişimim her şeyen önemli desem de gece yarılarına kadar ütü yapıp 2-3 saatlk uyku ile çocuğu okula kocayı işe gönderip başlıyorum koşmaya
kendime ayırdığım en büyük vakit bu blog buna izin veriliyor evdeki 7/24 işlerim aksamamak kaydıyla tabi :))neyse okuyunca halimi evlenmekten korkacaksın:)ama sen zaten ayaklar yere basan bir kızsın:))

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin