5 Mart 2010 Cuma

SENSİZ ERGUVAN ve SEN GİDİNCE (Faruk Tınaz yorumuyla)



SENSİZ ERGUVAN


"sen gidince en ağır halkası sönüyor ömrümün
sen gidince ağlıyor içimdeki orman
sen gidince yanıyor sözlerim
sen gidince bir anne çocuğunu yiyiyor gibi kuruyor dudaklarım, kuruyor agzımın en uzak yalgımı
sen gidince geliyor gözlerimin muğber iptilası
en yılgın yanlarımı, en ümitsiz gizlerimi kuşanıyorum sen gidince
sen gidince başlıyor başlangıcı sonu olmayan bir gece
ki laciverdi değil çöl burası
hüzün otağını kurunca kumsala
kum tanecikleri sayısınca diken pareliyor içimi, içimin en uzak anlarını
uzakla yakın arasında bir yerde bırakıyorsun beni gidişinle.
benim kalmıyor, sensiz bensiz bir havayı soluyor ve soludukça eriyen, "ol" buyruğuyla suya dönüşen
su gibi rengi kokusu olmayan bir hiçliğe düşüyorum sen gidince 
...
yalnızlığım, durgun, ölü bir deniz gibi derin kendisinden yüce bir yer göremeyen dağ doruğu kadar yüksektir.
sen gidince oluyor bütün bunlar
sen gidince başlıyor ellerimin sancısı...
sen gidince başlıyor hiç çekilmeyen sis gibi loş bir sessizlik... "

HALVET DER ENCÜMEN ADLI KİTAPTAN, ÖYKÜ, S.YALSIZUÇANLAR

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Erguvanların zamanı geliyor:-)
İstanbulda boğazın kenarları dolar her yıl erguvanlarla ve yine yalnızlık ve yine hüzün..
teşekkürler dostum.

bahar gelsin dedi ki...

ben teşekkür ederim efendim

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin