18 Mayıs 2010 Salı

ARİFLERİN AYNASI

 
Sadrettin Konevi’nin bu kitabında Kur’an, Efendimiz(sav), fatiha, besmele, ba harfi, ba’nın noktası silsilesinden bahsedilmekte belli daireler çizilerek konu izah edilmektedir. Aklıdan ziyade kalbe, delilden ziyade zevke bakan bu konuları yazarın su içme kolaylığında anlattığından bahsedilmektedir. Tabi anlamak için arif olmanın gerektiği bu mevzuda sadece aktarımlarda bulunup hissetme mevzunu kalplerimize bırakmak en doğru yol olacaktır.
Mevlana ile Münasebetleri konusuyla başlayalım:
Ahmed Eflaki, Menakıb’ül-Arifin isimli eserinde Mevlana ile ilişkileri ve muhabbetleri konusunda bir çok menkıbe nakleder. Karşılıklı hürmet ve incelikle doludur diyalogları. İşte bir tanesi: S.Konevi Cuma namazlarından sonra bir meclis oluşturur, bir çok insan buraya gelirdi. Bir gün Mevlana da bu meclise geldi Konevi yerinden kalkıp seccadesini ona vermek istedi.O buna razı olmadı.S.Konevi birlikte oturalım dediyse de Hz. Mevlana kabul etmedi. Bunun üzerine Konevi onun oturmadığı seccadeye kendisinin de oturmayacağını söyleyerek seccadeyi kenara attı. Mevlana vefatına yakın cenazesinin S.Konevi tarafından kıldırılmasını istedi. S.Konevi namazı kıldırırken hıçkırarak ağladı ve kendinden geçti. Bir sure sonra kendine gelip namazı kıldırdı. Rivayete gore o sıradaki sarsıntı halinin sebebi, namaz kıldırmak için ilerlediği vakit önünde sıra sıra dizilmiş melekleri ve Hz.Peygamber’i (sav) görmüş olmasıdır.    
MUHAMMED HACEVİ’NİN MİR’ATÜ’L ARİFİN HAKKINDAKİ TAHLİLİ
Bu, S.Konevi’nin bir talebesinin Ümmül Kitab (Kitabın anası, özü) diye isimlendirilen FATİHA SURESİ ve KİTABÜL MÜBİN’in (her şeyi açıklayan Kitap- Kur’an ) hakikati ile ilgili sorduğu bir soru üzerine kendisine verilen sırların izin ölçüsünde paylaşılarak sorunun cevaplanmasından ibarettir.
Konevi alemin emr(kün:ol) ve halk(fe-yekun:oluverir) olmak üzere ikiye ayrıldığını, Fatiha’nın tüm Kur’an’ın özünü taşıdığını, Kur’an’ın da Fatiha’nın geniş bir açıklaması olduğunu ifade eder.  
İnsan-ı kamil Zat için tam bir ayna olduğundan ilim açısından da aynadır. Ancak burada ittihad, hulul ve birbirine dönüşüm sözkonusu değildir. Zira varlık tektir. Eşya Hak ile mevcut fakat kendi zatında na-mevcuttur.Bu tek olan varlığın bir ortaya çıkma yönü vardır-ki, bu alemdir-, bir gizli kalma yönü vardır –ki, bu esmadır- ve bir de her iki tarafı içine alan bir berzah ara alem vardır-ki, bu da insan-ı kamildir. O hem zahirin hem batının, gerek tafsili, gerekse külliyen aynasıdır. Ey oğul! Senin kendin hakkında düşünmen, tefekkür ve teemmül etmen sana yeter.Çünkü senin haricinde bir şey yoktur. Ariflerin önderi ALİ BİN EBİ TALİB şöyle demiştir.
İlacın kendindedir farketmiyorsun
   İlletin kendindendir görmüyorsun
   Zannedersin ki sen küçük bir parçasın
   Halbuki sen büyük bir alem saklarsın”
Allahü Tealanın şu ayetini bilirsin: “Kitabını oku; bugün sana hesap sorucu olarak o yeter.(isra 17/14) Bu kitabı okuyan, olmuşu, olanı ve olacak olanı bilir, bu kitabın tamamını okumayanlar ise, “O kitaptan okuyabildiklerini, kendisine kolay geleni okumalıdırlar.(müzzemmil 73/20)


(MUHAMMED HACEVİ diyor ki: Ey okuyucu! Bu kitabın kıymetini hakkıyla bil. Çünkü o öyle bir kaynaktır ki, ondan Allah’ın kulları içerler; güzel yollar açarak onu akıtır da akıtırlar…Yazarının aziz kalbine, latif bir melek tarafından ilham edilmiştir…Yine bu kitapta rabbani marifetin öylesine meseleleri vardır ki, kalp varidatları o meselelerle aydınlanır. De ki, O kitabın kabından sızan damlalara ya da sırların ışıltılarına kim ulaşabilir? Ancak zeki, akıllı, kalbi nurlu ve basireti aydınlık bir kimse, değil mi? –syf 30-)

Kitabın orjinal ismi; ABİDLERİN ÖZÜNÜ ARAYANLAR İÇİN KAMİLLERİN MAZHARI VE ARİFLERİN AYNASI’dır.

İşte ey oğul! Kitap odur ve söylediğimiz üzere sen de kitapsın. Senin kendini bilmen, kitabı bilmendir. “ Yaş( ki alem-i mülktür) ya da kuru ( ki alem-i melekuttur ve öncekinden daha yücedir) ne varsa, hepsi Kitab-ı Mübin’dedir. (ki o da sensin) “En’am 6/59   -syf 37


Bu anlatılması zor, okuması zevkli olan kitabı hepinize tavsiye ediyor, gönül gözlerimizin açılıp hakikati idrak noktasına lütüf olarak erdirilmemizi diliyorum. İlim  insana verilen bir nimettir, İlahi aşk rızıktır. Ve bu basiret gözünün açılması ancak bu nimetle şereflendirilerek kazanılır. Yoksa kitap okuyarak ilim elde edilmediği alimlerce söylenmiş bir hakikattir. Ama okumak, ibadet etmek gibi kulluk formları ile insan bu ilmi almaya açık hale gelir, bir nevi fiili dua olan bu yolu takip etmek insan için gereklidir. Rabb’im akibetlerimizi hayr eylesin. 

HANDAN GÜLER

8 yorum:

ذهرا فندقلي dedi ki...

Teşekkürler bu tanıtımlar çok kıymetli.. :)

bahar gelsin-HANDAN GÜLER dedi ki...

ben teşekkür ederim zehra gerçekten güzel kitap

bahar dedi ki...

en kısa zamanda almak dileği ile teşekkürler handancım:)

mit dedi ki...

Teşekkürler Handan. Çok güzel ve kıymetli bir tanıtımdı. Ellerine sağlık...

Halil Begüm Fuat dedi ki...

Son parağrafına bayıldım.Postu okuyunca Şeyh Galip'in "hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen "
dizeleri çağrışım yaptı.İyi ki bu blogu buldum. Kaleminize ve gönlünüze sağlı. Muhabbetle...Dilsühan

bahar gelsin-HANDAN GÜLER dedi ki...

zevkle okuyup diğer kitapları daha iyi anlamaya vesile olacak bir kitap baharcım

bahar gelsin-HANDAN GÜLER dedi ki...

mit teşekkür ederim iltifatına

bahar gelsin-HANDAN GÜLER dedi ki...

senin gibi nitelikli bir takipçi ile karşılaşmaktan ben de çok mutlu oldum inanki dilsuhan
çocuk 3 imiş galiba ne güzel ben bir tanede kaldım nasip gerçi belki olur bundan sonra:))

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin