13 Mayıs 2010 Perşembe

UÇAN SÜPÜRGE'DE YOLCULUK 3...Fonda DELİ MAVİ eşliğinde:))

 
1-HİÇ NOTHING
POLONYA/POLAND, 1998, 35 mm, renkli/color, 80’

YÖNETMEN/DIRECTOR: Dorota Kedzierzawska
OYUNCULAR/CAST: Anita Kuskowska-Borkowska, Janusz Panasewicz, Danuta Szaflarska, Violetta Arlak
ÖDÜLLER/AWARDS:
Brüksel Uluslararası Film Festivali “En İyi Avrupa Filmi”, “En İyi Kadın Oyuncu” (Anita Kuskowska-Borkowska)/Brussels International Film Festival “Best European Feature”, “Best Actress”, 1999
Denver Uluslararası Film Festivali “Krzysztof Kieslowski Ödülü”/Denver International Film Festival “Krzysztof Kieslowski Award”, 1999
Uluslararası Film Müzikleri Bienali “İkincilik Ödülü”/International Biennal for Film Music “2nd Place”, 1999
Polonya Film Ödülleri “En İyi Yönetmen”, “Jüri Özel Ödülü”, “En İyi Görüntü”, “Film Eleştirmenleri Ödülü”, “En İyi Kostüm Tasarımı” (Magdalena Biedrzycka)/Polish Film Awards “Best Director”, “Special Jury Prize”, “Best Cinematography”, “Critics Award”, “Best Costume Design”, 1999
Sochi Uluslararası Film Festivali “FIPRESCI Ödülü”, “Jüri Özel Ödülü”/Sochi International Film Festival “FIPRESCI Prize”, “Special Jury Award”, 1999
 
“Güçlüler, her şeyi planlayan, başarıdan başarıya koşan insanlar beni ilgilendirmiyor. Zayıf insanlar yaşama daha başka bakıyorlar” diyor Kedzierzawska.
 
Gazetedeki gerçek bir olaydan yola çıkan bu üçüncü uzun kurmaca filminde de yönetmen yoksul, umutsuz, çaresiz, yaşamın kıyısında tutunmaya çalışan genç bir kadını, üç çocuklu bir anneyi anlatıyor. Festivale daha önce, bütün zamanların en iyilerinden kabul edilen filmi Kargalar ile konuk olan Dorota Kedzierzawska, Hiç ile de meraklısına Polonya sinemasından etkileyici bir örnek sunuyor.
 
KİŞİSEL KANAATİM: Gerçekten çaresizliği, kimsesizliği gösteren, yardım, insaniyet, aile, koca, baba olma kavramlarını yitirmiş batının resmini çeken bir filmdi. Çaresiz bir annenin çocuklarıyla çırpınışı, baba olan erkeğin vurdum duymazlığına, bencil komşuların duyarsızlığı da eklenince ailesi de olmayan kadın sık sık yaşamın kıyısına geliyor ve çocukları düşünerek yaşamaya çalışıyor, daha doğrusu buna yaşamak değil yaşatma arzusu ile ayakta kalma çabası denir herhalde. İzlenmeli:))
     
2-MUCİZE LOURDES
AVUSTURYA-FRANSA-ALMANYA/AUSTRIA-FRANCE-GERMANY, 2009, 35 mm, renkli/color, 99’

YÖNETMEN/DIRECTOR: Jessica Hausner
OYUNCULAR/CAST: Sylvie Testud, Lea Seydoux, Gilette Barbier, Gerhard Liebmann
ÖDÜLLER/AWARDS:
Venedik Film Festivali “FIPRESCI Ödülü”, “Brian Ödülü”, “SIGNIS Ödülü”, “Sergio Trasatti Ödülü”/Venice Film Festival “FIPRESCI Prize”, “Brian Award”, “SIGNIS Award”, “Sergio Trasatti Award”, 2009
Viyana Film Festivali “Viyana Film Ödülü”/Viennale “Vienna Film Award”, 2009
Varşova Film Festivali “Varşova Ödülü”/Warsaw International Film Festival “Warsaw Award”, 2009
 
Pirene dağlarının eteğinde kurulmuş olan ve katolik inancında ruhani ve bedensel rahatsızlıkları iyileştirdiği rivayet edilen Lourdes kasabasının ziyaretçilerinden biri tekerlekli sandalyedeki Christinedir. Seyirci Christine’in gözünden bu mucizevi yere yapılan hac ziyaretini ve Christine’nin sosyalleşme çabalarını izlerken, benzer amaçlarla Lourdes’a gelenlerin herşeyden çok insani bir dokunuşun peşinde olduğunu farkeder.
Yönetmen, açıklayamadığımız, beklenmeyen iyileşmelerin olduğuna inandığını ama dinsel mucizelere inanmadığını söylerken, mucizenin gerçekleşmesi beklentisinde bulunan insanların trajik hallerini göstermek için böyle bir film çektiğini belirtiyor.
 
KİŞİSEL KANAATİM: MS hastası olan ve boyundan aşağısı felç olan kahraman katoliklerin hac yeri dedikleri şehre gelir. "Neden ben?" sorusunun cevabını arar, dua eder ve nasıl olduğu belli olmayan bir iyileşme ile karşılaşır ve bu sefere diğerleri neden ben değil neden o sorusuna takılır.Hristiyan öğretisini verirken inancı, mucizeleri de sorguluyor. Biraz bizim türbe ziyaretlerine benziyor. Ve insana çaresizliğin her yola başvurduracağını, hastalığın zorluğunu anlatıyor. En önemle vermeye çalışılan mesaj önce ruhun iyileşirse Tanrı bedenine de şifa verebilir. Ama bu mesaj olayların akışı ile silinmeye çalışılıyor ve inaçlar sarsılıyordu. Ciddi film okumaları yapılabilecek bir film, oldukça yavaş akıyor bu da önemli:)) 
 
3-KIRIK AYNALAR BROKEN MIRRORS
HOLLANDA/NETHERLANDS, 1984, 35 mm, renkli/color, 108’

YÖNETMEN/DIRECTOR: Marleen Gorris 
OYUNCULAR/CAST: Lineke Rijxman, Henriëtte Tol, Edda Barends, Coby Stunnenberg, Carla Hardy
ÖDÜLLER/AWARDS:
Hollanda Film Festivali “Seyirci Ödülü”/Nederlands Film Festival “Audience Award”, 1985
San Francisco Uluslararası Lezbiyen ve Gey Film Festivali “Seyirci Ödülü”/San Francisco International Lesbian & Gay Film Festival “Audience Award”, 1985
 
"Kadın filmi" denince akla ilk gelenlerden Antonia’nın Yazgısı’nın yönetmeni Marleen Gorris bu filminde de erkek egemen dünyada kadının şiddetin nesnesi olmasına odaklıyor kamerasını. Kadınlar kendi yöntemleriyle direniyor, üzerlerindeki yüklere isyan ediyor, cinsiyet eşitsizliği mücadelesinde kendi güçleriyle ilerliyorlar. Kırık Aynalar seks işçiliğini derinlemesine çözümlemesiyle Gorris’in en radikal feminist filmlerden biri sayılıyor.
 
 
 
KİŞİSEL KANAATİM: Oldukça ağır bir film. Anlattıkları, kadınların çaresizliği, acıları üzerinize siniyor ve bunalmış olarak çıkıyorsunuz sinemadan:(( 25 yıl önce çekilen filmde dikkatimi çeken bir nokta da kıyafetler oldu. Yukarıya koyduğum fotograftaki kadınların üzerindeki kıyafetlere dikkat edilirse hepsi uzun kollu, uzun etekli, en fazla dekolte de (o da bazılarında) "V yaka"  olduğu görülür.Bu gün böyle giyinen kadın bulmak zor, bunların hayat kadını olduğu da gözönüne alınırsa günümüzde insanlık olarak epeyce ileriye doğru adım atmış, taş devri dekoltesine ulaşmışız :)) 

YEŞİM SALKIM'DAN DELİ MAVİ

4 yorum:

bahar dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
bahar gelsin-HANDAN GÜLER dedi ki...

baharcım senin bloguna niye yorum yazamıyorum yetkiniz yok diyor

Onuncu Köyün Adamı-Mavi Tutku dedi ki...

HİÇ İlgimi çekti.

bahar gelsin-HANDAN GÜLER dedi ki...

hiç özellikle erkelerin seyretmesi gereken bir film o.k.adamı:))

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin