30 Nisan 2011 Cumartesi

NİHAYET...2011 ÖYKÜ YILLIĞI YAYINLANDI



ÖYKÜ YILLIĞI 2011/SADIK YALSIZUÇANLAR

Edebiyat(ın) Ortamı’ndan iki şiir yıllığı nicedir kitaplığınızdaki yerini almıştı. Alanı genişletmeyi ve şiir kadar kadim bir ‘anlatı(m) türü’ne; öyküye ilişkin kaydı da hedefleyen yıllığın hiç kuşkusuz eksikleri, yanlışları, yanlılığı olacaktır. Peşinen bunu itiraf edelim, Edebiyat Ortamı dergisini kotaran değerli dostlara, öykü yıllığı düşüncesi/eylemi için teşekkürü borç bilelim.
Yıllıkta, Süavi Kemal Yazgıç ile Yılmaz Yılmaz’ın kaleminden genel bir değerlendirme bulacaksınız. Yanısıra yılın öne çıkan öykü kitaplarına ilişkin çeşitli değiniler, eleştiriler göreceksiniz.
Ulaşabildiğimiz pek çok dergiyi birkaç kişi titizlikle taradık ve öyküler bölümünde topladık. Yıllıkta bulamadığınız lakin dergilerde yayımlanmış olan daha onlarca güzel öykü var. Onların burada niçin olmadığı (muhtemel) sorusu haklı olmakla birlikte, takdir edersiniz ki, kitaplık çapta bir kayıt, her şeyden önce bir sınırlama öngörür. Gönül arzu ederdi ki, okunmaya değer bütün öyküleri bir çatı altında toplayalım ve sizi bir öykü cennetine çekebilelim…Lakin arzu etmekle iş bitmiyor.

29 Nisan 2011 Cuma

SON KALE...VEFA ANCAK TABELALARDA KALMIŞKEN...


blogspot visitor counter


YÜREK SEMTİNİN AYAKTA KALAN YAPISI: VEFA APARTMANI
Sözlük anlamlarının yetersiz kaldığı, herkesin yaşadıklarından öğrendikleri üzerinden yeni anlamlar yüklediği sözcükler vardır. Böylesi kelimeler akıl süzgecine takılmadan doğrudan kalbe değer, hatta değmeyip deler geçer.
  Vefa da onlardan biridir. Muhabbet, dostluk ve bağlılıkta sebat, ahde riâyet ve verilen sözde durmak demek olan vefâ, “insan olmak” yükü omuzuna konmuş “(h)er kişi”nin belki de üzerinde taşımak zorunda olduğu en önemli haslettir.
Fakat ne yazık ki, hızın ve kalabalıklarda yalnızlığın bireyi esir aldığı bir zamanda yaşıyoruz. Dolayısıyla da bahtımıza vefadan ziyade vefasızlık düşüyor. İşte bu nedenle vefa kelimesini duyanların aklına çoğu zaman, acı bir tebessüm eşliğinde “Vefa, bir semt adıdır” klişesi geliyor.
Şimdilerde vefayı karakterinde yeşertebilmiş dostlar bulmak da, öylesi dostlardan olmak da büyük bir şans. Ve bu şans biraz da kendi kalbinizdeki vefa nispetinde semtimize uğruyor. Bu da vefanın, sabrı, sebatı, sevgiyi gönül iklimimize hakim kılmakla elde edilen, emek ve zamanın ürünü olduğunu gösteriyor.

26 Mart 2011 Cumartesi

22. Ankara Uluslararası Film Festivali-3-KAVŞAK




Ankara’nın konforlu sinemalarından olan Büyülü Fener-Kızılay’a koştura koştura gittim, Batı sinemasındaki kısa film gösteriminden sonra. Büyük bir salon olmasına rağmen tıklım tıklım doluydu salon.

Filmin yapımcısı ve yönetmeni de vardı, kalabalığı görünce heyecanlandılar. Film sonrası da uzunca bir söyleşi oldu. Filmin öyküsünün doğuşunu anlattılar.

Bıçak Sırtı dizisini çeken yönetmenin ilk filmi idi Kavşak. Tecrübeli ve bu filmde de başarılı bir oyun sergileyen oyuncuların çoğu ücret almadan oynamışlar.Küçük bütçeli ve gişesi de çok fazla olamayan bu film vizyonda değerini bulamamış. Bu nedenle festivalin kalabalık olması yapımcı ve yönetmeni sevindirmiş. Sesinin duyulmasını ister tüm sanatçılar ya onlar da salondan olumlu bir geri dönüş aldılar. 

Öyküsü çok gizemli olmasa da anlatımı açısından başarılı film idi.

Yüzleşemediğimiz gerçeklere, şehirde yalnızlığa ışık tutmuştu yönetmen. Öykünün akışı ve kurgu sürükleyici idi.

Salon genel olarak beğenilerini ve teşekkürlerini iletti. Batı Sinemasındaki 17.00 seansına, yeni bir filme yani yeni bir yolculuğa çıkmak için söyleşinin 40. Dakikasında çıkmak zorunda kaldım.Benden sonra neler konuşuldu bilmiyorum ama akşam olması hasebiyle yoğun bir izleyici kitlesi birikmişti tüm salonların kapıları önünde.

Keyifli bir günde güzel bir Türk Filmi ile karşılaşmak iyi gelmişti bana. Eğer vaktiniz varsa festivale uğrayın derim.İyi seyirler.

Filmin bilgileri de şöyle:  

Kavşak
·        Yönetmen:Selim Demirdelen
·        Senaryo: Selim Demirdelen
·        Müzik: Selim Demirdelen
·        Görüntü Yönetmeni: Aydın Sarıoğlu
·        Kurgu: Selim Demirdelen
·        Oyuncular: Güven Kıraç, Sezin Akbaşoğulları, Cengiz Bozkurt, Başay Okay, Umut Kurt
·        Yılı: 2010
·        Süre: 95'
·        Web Sitesi:http://www.kavsakfilm.com
Güven, bir muhasebe şirketinde şef olarak çalışmaktadır. Mutlu bir evliliği, her şeyden çok sevdiği bir kızı vardır. Mesai arkadaşlarına kızının başarılarını anlatmaya bayılır. Kızı da ona çok düşkündür. Her gün okuldan eve gelir gelmez babasını arar. Güven, sıradan bir iş günün ardından şirketten çıkar, otobüse biner. Evinin bulunduğu ıssız sokak boyunca yürür, oturduğu üç katlı apartmanın önüne gelir. Dairesine girer, üstünü çıkarır, yüzünü yıkar, salondaki kanepeye oturur. Salon boştur. Ev boştur...

22. Ankara Uluslararası Film Festivali-2




Bu gün yani 23 Mart 2011 de saat 12.00 ye gelirken Batı Sinemasının yolunu tuttum. Güneşli bir gündeydi Ankara. Öğle arasına yaklaşan bir saat olduğundan her zamanki gibi oldukça kalabalıktı Kızılay. Filme vakit varken ulaştığım sinemada bu sefer kısa film yarışma kategorisine denk geldim. Sinema-tv öğrencilerinin hazırladığı kısa filmler genelde başarılıydı. Görüntü kalitesi yanında senaryosunu da beğendiklerimi seçip kısa notlarla aşağıya ekledim.
Filmlerin tamamına şu linkten ulaşabilirsiniz. 
Gölge
·        Yönetmen:Bilgi Diren Güneş
·        Yılı: 2010
·        Süre: 6' 30''
Geçmişin tozlu fotoğraflarında bir gezinti. Zihnimiz ile geçmişin arasındaki ipler, şimdiki zamana fotoğraflarla bağlı. Geçmişte yaşadıklarımızı toplayıp zihnimizin tavan arasına atarız. Tozlu fotoğraflar hayal dünyamızda bize gölge oyunları oynar. Ödüller: 
2010
 Kar FF; En iyi Yönetmen, En iyi Görüntü 2010 Kısa-ca FF; En iyi Film 2010 Frankfurt FF; 3. Ödülü
Geçmişe dair fotografların canlanması ile anılara sığınış…Dünya da bir gölgelik değil midir? Hepimizi zamanın kucağında gezdirir fotograflar, sesler, kokular…



22. Ankara Uluslararası Film Festivali-1



 


Bir türlü geçmeyen gribim nedeniyle çok fazla filme gidemesem de şimdilik festivalde dört gösterime katıldım. Orada izlediğim kısa filmlerden  seçtiklerimi kısa notlarla paylaşmak istiyorum.
Festivaller hem kaliteli filmler bulmak hem de sinema üzerine düşünmeye yoğunlaşmak açısından oldukça faydalı etkinlikler. Ayrıca bilet fiyatları da oldukça uygun.Mesela bu yıl filmler 5 tl, kısa filmler de 2.5 tl.Fırsat bulursanız 27 Mart’a kadar devam edecek.
21.03.2011 tarihinde ilk izlediğim gösterimdeki kısa filmlerin tamamının linki de budur: 
Bunlar arasında en beğendiklerimi de sizinle paylaşıyorum:
The Ottoman / Osmanlı
·        Yönetmen:Hakan Burcuoğlu
·        Yılı: 2010
·        Süre: 17' 55''
29 yaşındaki Ezra final çalışmasının daktilosunu bitirir. Bu onun Osmanlı ile ilişkisini tanımlayan üç perdelik bir derlemedir; bir cücenin tabutuna benzeyen, konuşma yeteneğine ve bir gecede kâğıt üstündeki bütün fikirleri büyük edebi yapıtlara dönüştürme gücüne sahip mistik bir bağlantıdır. Ezra Osmanlı’nın doğaüstü yeteneklerini keşfettikçe, yaratıcılığını yitirdiğini görür. Zihni ve yaratıcı kişiliği bütünüyle Osmanlı’nın kontrolü altındayken, Osmanlı otoritesine kafa tutmaya başlar ve fiziksel olarak bir Osmanlı olmaya karar verir. Son perdeyi tamamlarken, Osmanlı’nın dünyasına girer ve kapıyı kapatır. Ancak Osmanlı’nın onun için hazırladığı sürprizi bilmemektedir.
İlginç bir kısa filmdi. Bir öyküsü olması ve oyunculuk oldukça iyi idi.

3 Mart 2011 Perşembe

EKSİK...


blogspot visitor counter

Dün hastane sırasında beklerken güzel bir öykü okudum. Sevinç Çokum’un Al çiçeğin Moru adlı son öykü kitabından Buluşma isimli bir öyküydü. Aynı cami avlusundan aynı anda kaldırılan ve birbirini tanımayan biri kadın biri erkek mevtaların geçtikleri yeni alemde tanışıp konuşmaları, cenazaye katılanlar üzerinden hayatlarının muhasebelerini yapmaları ve pişmanlık paydasında buluşmalarını anlatan öykü oldukça etkileyiciydi. Hikaye dilinin zenginliği, yazarın Türkçe’sinin güzelliğini bir kez daha  ortaya koyuyor, bir ustanın kelimeleri arasında dolaştığınızı hatırlatıp keyifli bir okuma süreci sunuyordu.  
  "Hiç yanlış yapmadığını sanarak geride bırakılan doğrular kümbeti bir yaşanmışlık çıkını. Deşse neler çıkacaktı içinden, tıkanmış bir boru gibi... Çünkü doğruları öğretmişlerdi ve o, onların dediklerini tek tek kabullenmişti"-Buluşma aldı öyküden alıntıladığım bu cümledeki tespitler çok sarstı önce kalbimi sonra zihnimi.

22 Şubat 2011 Salı

VE SONUNDA...ANKARA'YA DENİZ GELDİ:) AÇIK DENİZ PROGRAMINI HAZIRLAYAN VE SUNAN YAZAR SADIK YALSIZUÇANLAR'DAN ANKARA'DA BİR İLK! NİTELİKLİ OKUR OLMA, YAZARLIK VE SENARYO SEMİNERİ BAŞLIYOR!



    
                     SADIK YALSIZUÇANLAR
                                      İLE
                 NİTELİKLİ OKUR-YAZARLIK VE SENARYO
                         METİN YAZARLIĞI SEMİNER  
                                 PROGRAMI


1.Hafta: Katılımcılarla tanışma… Neden, nasıl, ne okumalı- Niçin yazmalı?
Öykü, hikaye, roman, masal, tiyatro, radyo oyunu, reklam metinleri, belgesel metinleri, tanıtım metinleri, diğer kurgusal metinlerle ilgili teorik bilgiler ve pratik çalışmalar  

2. Hafta: Öykü, roman ve senaryoda kişileştirme, mekân ve atmosfer oluşturma vb.tekniklerin örnek metinler üzerinden incelenmesi.
Öykü ve romanda diyaloglar, bilinç akışı, iç konuşma ve ironi gibi teknik hususların ve farklı anlatım tekniklerinin edebi eserler üzerinden incelenmesi…

3. Hafta: Kurgu nedir? Edebiyatın gizemli dünyasında kurgunun sırları
Kurmaca metinlerde kişiler nasıl oluşturulur? Tip ve karakter incelemeleri…

4.Hafta: Edebi türler, dil ve kurgu oluşturmak, yorum çalışmaları ve uygulamalar
Üslup nedir? Kişisel bir üslup nasıl oluşturulur?

5.Hafta: Yazı çalışmalarına giriş-Film karelerinden ve fotoğraflardan yola çıkarak kısa yazılar yazma, yazıların eğitimci moderatörlüğünde katılımcılarla değerlendirilmesi…

6.Hafta: Kritik yapmak üzere örnek metinler inceleme

7.Hafta: Senaryonun aşamaları, (sinopsis, tretman vs.)  

8.Hafta: İyi senaryoların sırları… 

9.Hafta: Örnek senaryo metinleri inceleme- Birlikte senaryo yazma çalışmaları

10.Hafta: Kısa Film gösterimleri ve kritikleri

11.Hafta: Uzun Metrajlı Film gösterimleri ve kritikleri

12. Hafta: Katılımcılarla birlikte eğitimin genel değerlendirilmesi-Kapanış kokteyli –Sertifika Töreni

AÇIKLAMALAR:

1-Bu seminerler AKTİF KADIN ÇALIŞMALARI DERNEĞİ’nin bir eğitim hizmetidir.

2-Eğitim 7 NİSAN 2011’ Perşembe akşamında başlayacak ve 12.haftanın sonunda Haziran ayı içinde bitecektir. -İlk ay için seminer tarihleri şöyledir: 7-14-21-28 Nisan 2011 Perşembe hafta içi 18:00-20:30 saatleri arasında haftada bir gün-

3-Seminer eğitmeni yazar SADIK YALSIZUÇANLAR’dır. http://www.sadikyalsizucanlar.net/index.php

4- Dileyen katılımcılarla Hocamız Sadık Yalsızuçanlar’ın programına göre ayarlanacak zamanlarda gelenek ve irfandan, sinemaya ve sanata, yazarlıktan edebiyata birçok konunun konuşulduğu buluşmalarımız seminerler bittiğinde de devam edecektir.  

5-Eğitim başlangıç seviyesi içindir. Daha önceden herhangi bir temel seviye edinmiş olmanıza ya da yazı yazıyor olmanıza gerek yoktur. 
6-Kurulan e-posta gruplarından mesajlaşmalar ve görüşmeler eğitim süresince ve akabinde devam eder.
7-Eğitim esnasında yapılan çalışmalar http://www.kalemsah.com/  adresinde yazarının izniyle yayınlanır.
 8-Eğitim sonunda katılımcılara AKTİF KADIN ÇALIŞMALARI DERNEĞİ tarafından seminer katılım sertifikası verilecektir.

Eğitim Yeri:
 AŞTİ metro durağı yakını -ANKARA

EĞİTİM SORUMLULARI:
1-Firdevs Canbaz Yumuşak
2-Handan Güler-avhandan@hotmail.com


KONTENJAN SINIRLIDIR. LÜTFEN ACELE EDİNİZ
Ön kayıtlar için avhandan@hotmail.com adresine ileti gönderiniz.


LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin